BEN Mİ ÖZÜR DİLEMELİYİM? (I-II)

“BEN Mİ ÖZÜR DİLEMELİYİM?”

yücel d.ş

Sayın hocam nasılsınız?  Bizler iyiyiz. Bana bir şeyler yaz diyorsunuz. Size unutamadığım bir anımı yazayım. Hocam umarım beğenirsin?  Saygılarımla…

Yücel DOĞANŞAHİN

1968-1969 yılları ilkokul kayıtları başlamıştı. Bende okula gitmek istiyordum. Fakat tek başıma gidemeyecek durumdaydım. Çünkü çocuk felci ile birlikte hayatı paylaşıyordum. Evet, yürüme engelliydim. Bu engelimin okumama engel olmayacağını biliyordum. Çağdaşlarım gibi okula gitmek benimde hakkımdı. Annemle okula kayıt yaptırmak için gittik yetkili anneme okula kayıt yapamam yangın olur deprem olur kendisini kurtaramaz. Tuvalete gidemez, öğretmenler senin çocuğunu sınıfına kabul etmezler. Dedi. Annem tüm sorumluluğu ben alıyorum siz sorumlu olmayın dedi. Yalvarma sonucunda öğretmenlere sorayım kabul eden olursa belki olur dedi. Bulunduğum ortam beni çok incitmişti. Yinede okumak istiyordum. Öğretmen beni sınıfına kabul etmiş okul eğitime başladığı zaman bende değneklerimle annemle gidip geliyordum. Fakat her öğrenci gibi her gün değil öğretmenim pazartesi gidersem sen izinlisin Perşembe gel diyordu Perşembe gittiğimde Salı gel diyordu. Böyle iki yıl gittim. Toplasam gittiğim günleri iki yılda üç ay olmuştur ancak.

Üçüncü sınıfa başladım ilk yarı döneminde bir gün sınıfa girerken müdür annemle beni görünce odama gelin dedi. Odasına girince bir daha okula gelmeyin öğrenci velileri şikâyetçi dedi. Bizim sağlıklı çocuklarımızla sakat çocuğu aynı sınıfta okutamazsınız diyorlar. Okutursam çocuklarını yollamayacaklarını söylüyorlar sınıfı da üst kata alacağız çıkamaz dedi.

“Okula gelmeyin!” Sanki başımdan aşağı kaynar su dökülmüştü. Ben ağlayarak odadan çıktım annemde ağlıyordu ikimiz ağlayarak eve geldik. Bir süre sonra öğretmenim eve geldi evde çalış sana diplomanı verelim dedi ben hayır istemiyorum dedim. Neden mi? O kadar yıkılmıştım ki hayata küstüm insanların yanında oturmuyordum. Ailemin yanına yemek yiyeceğim zaman gidiyordum. Yalnız yaşamalıydım. Toplum beni Kabul etmiyor diye düşünüyordum. Yalnız bir odanın içinde yaşamanın ne demek olduğunu anlatmak mümkün değil kelimeler yetersiz kalıyor. Bu hayatı bana yaşatan eğitimciler, insan yetiştirenler vicdanları rahat mı? Diye düşünüyorum.

Şu an insanların çalıştıkları yerinin babalarının malı olmadığını kimsenin okuma ve eğitim alma hakkını elinden alamayacağını biliyorum ama…

Bu yazımda kelime düşüklüğü olabilir okuryazarlığı evde öğrenince ancak bu kadar oluyor.

Sayın Hocam, her şey gönlünüzce olsun, hoşça kal…

BEN Mİ ÖZÜR DİLEMELİYİM?

Yıl 2001, merdiven basmaklarına ilk defa basmak, inip çıkmak tutunarak da olsa… Sevinç gözyaşlarıma engel olamamıştım.

Ortopedik engelliyim, 23 yıl emekleyerek hayatımı sürdürdüm. İki yıl hastanede yattım, 8 defa ameliyattan sonra ayağa kalktım. Birer birer adımlarla yürümeye başladım. Tay tay duran çocuklar gibi heyecanlıydım. Bir süre sonra 15-20 adım atabiliyordum. Belki merdivenden inip çıkabilirdim, bu düşünceyi beynimden silemiyordum. Beynim, “dene, dene” diyordu, cesaret edemiyordum. Düşüncem o kadar yoğunlaştı ki bir gün ayaklarımın beni merdiven başına götürdüğünün farkında bile değildim. Tırabzana tutunarak bir basmak indim, bir basamak daha, evet inebiliyordum. Amaaa?  Kocaman bir soru işareti beynimde belirdi. Çıkabilecek miydim? Heyecandan titriyordum. Bacaklarımın birinde uzun yürüme cihazı var. Sol bacağım ise diz kapaktan hareketsiz hale getirildi ameliyatla. Bacaklarımı bükmeden çıkabilecek miydim? İnmeyi başarmıştım bunu da başarmalıydım.

Çok ıstıraplı ameliyatlar olmuştum. Bu ıstırapları boşa çekmiş olmamalıydım. Ben yürüyeceğim, merdiven inip çıka cam, klozetti kullanacağım, ben kendi ayaklarımın üzerinde duracağım diye amaç edinip tedavi olmuştum. Tutunarak ayağımı basamağın üzerine koymaya zorladım, çıkabiliyordum ikinci basamağında, üçüncüyü de… Sevinç gözyaşlarıma engel olamamıştım.

Okula engelli olduğum için alınmadım. “Sen sakatsın, okumasan da olur” dediler.

Eğitimciler! Okul eğitimi almamış bir kişi olarak yazımdaki hatlardan dolayı özür diliyorum.

BEN Mİ ÖZÜR DİLEMELİYİM?

About incedusunceler

SÜLEYMAN ÖZEROL Emekli Öğretmen-Gazeteci 1 Kasım 1953 tarihinde Malatya Hekimhan Ballıkaya (Mezirme) köyünde doğdu. Babası Hasan, annesi Zehra’dır. İlkokulu kendi köyünde okudu. Akçadağ İlköğretmen Okulunu 1972 yılında bitirdi, Urfa ve Malatya’da çeşitli okullarda görev yaptı, 1998’de emekli oldu, aynı yılın Haziran ayında Malatya Yorum Gazetesi yazı işleri müdürlüğünü yürütmeye ve anı, öykü, makale türü haftalık yazılar yazmaya başladı. İlkokul yıllarına dayanan şiir ile ilgisi öğretmen okulunda ve mesleğinin ilk yıllarında yoğunlaşmıştır. Resim yapar, bağlama çalar ve türkü söyler. Malatya’daki bazı radyo ve televizyonlarda programlara katıldı, programlar yaptı. Halk kültürü ve edebiyatı alanında yoğunlaşan uğraşılarını derleme, araştırma ve incelemelerle zenginleştirmeyi sürdürürken panel, konferans ve benzeri etkinliklere katılmaktadır. 1988 yılından itibaren de binlerce sayfayı bulan halk kültürü ile ilgili çalışmaları, makaleleri, ölçülü ve serbest şiirlerinden bazıları çeşitli gazete ve dergilerde, kitaplarda ve Internet sitelerinde yayınlanmaktadır. Çalışmaları kültürel derleme-araştırma ve incelemeleri Arguvan-Hekimhan yöreleri ağırlıklıdır. Malatya kültürüne ve toplumsal yaşamına katkılarından dolayı Malatya Gazeteciler Derneği (MAGDER) tarafından ödüllendirilen 14 kişiden biridir. (14 Mart 2004). Folklor Araştırmaları Kurumu tarafın-dan 2005 yılında Türk Folkloruna Hizmet Ödülü’ne layık görülmüştür (24 Aralık 2005-Ankara). Tamam Hanım ile evli olup Ozan (1975) Gül (1977) ve Yazar (1983) adlarında biri kız üç çocuk babasıdır. Derleme, araştırma, program çalışmalarını, Malatya Yorum gazetesi ve Arguvan Yolu dergisi yazı işleri müdürlüğünü sürdürmekte, 2001 yılından buyana kışları Ankara’da, yazları Malatya’da (Ballıkaya) oturmaktadır. Hakkında, Sultan Kılıç tarafından “Tek Kişilik Ordu” adlı ince-leme yazısı Arguvan Yolu dergisinde; Alpaslan Karabağ tarafından ozanlık geleneği ile ilgili yapılan çalışma "Sazın ve Sözün Sultanla-rı/Yaşayan Halk Şairleri-X" (Fatma Ahsen Turan-Ayşe Oğuzhan Börekçi) adlı kitapta yer aldı. Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi, Geçmişten Günümüze Malatyalı Şairler, Hekimhan Şairleri gibi çeşitli kaynaklarda yaşamöyküsü ve çalışmalarından söz edilmiştir. Yayınlanmış Kitapları 1. Televizyonu Nasıl Buldum: Anı-Öykü, Malatya 1999 2. Arguvan Türküleri-Halkbilimsel Bir Araştırma Denemesi: Hüseyin Şahin ile birlikte-Derleme-İnceleme, İstanbul 2004 3. Dirençli Eğitimci Örgütçü Araştırmacı Hasan Nedim Şahhüseyinoğlu: H. Nedim Şahhüseyinoğlu’nun Yaşamöyküsü, Ankara 2009 4. Babamın Şiirleri: Hasan Özerol’un Şiirleri, Malatya 2009 5. Vayloğ Dede/Yaşamı ve Hakkındaki Anlatımlardan Bazıları: Ankara 2012 6. Hekimhanlı Ozan Kul Emici/Yaşamı Sanatı Şiirleri: Malatya 2013 7. Bir Deli Rüzgâr/Şemsi Belli İle İlgili Yazılar: Ankara 2015 8. Ah İle Âmânı Dağlara Saldık: Şiirler, Ankara 2015 9. Ters Site/Kalbi Sağda Atanlar: Sage Yayınları, Ankara 2016 10. Zülfukar Sezen/Yarım Yüzyılı Aşan Sanatından: Ankara 2016 10. Ters Site/Kalbi Sağda Atanlar: Ankara 2015 11. Zülfukar Sezen/Yarım Yüzyılı Aşan Sanatından: Ankara 2016 12. Babamın Askerlik Günlükleri: Ankara 2016 13. Gelmedin Leylim: Ankara 2017 14. Başkavak Köyü Derlemeleri-Araştırmaları 15. Başalanlı Fedakar Ana Sultan Yılmaz: Ankara 2017 16. Köy Enstitülü Emekli Öğretmen Mehmet Öztürk: Anlara 2017 Kitap Bütünlüğündeki Çalışmalarından Bazıları Bir Gün Uyandığında (Şiir), Yenilenen Köy Ballıkaya (Köy İnce-lemesi), Anıya Benzer (Anı-Deneme Notları), Âşık Yoksuli (Yaşamı-Sanatı), Merhaba Gülü (Metin Özer İle İlgili Yazılar), Ballıkaya Köyü ve Çevresinden Âşıklar-Şairler (Derleme), Hekimhan Müzik Kültürü, (İnceleme), Kömürhan Köprüsü Nereye Bakar? (Kültürel Yazılar), Radyo Fon Programlarım, Halk Ozanları Kültür Derneği Tarihçe Çalışması, Başkavak Köyü Derlemeleri, Gürgür Dede, Ballıkayalı Öğretmenler, Babamın Yazdıkları (Haan Özerol’un Anıları)…
Bu yazı KONUK YAZAR içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to BEN Mİ ÖZÜR DİLEMELİYİM? (I-II)

  1. Nuray dedi ki:

    Toplam nüfusumuzun %12’sini, engelli vatandaşlar oluşturmaktadır. Özür ya da engellilik denilen sorun toplumsal kökenlidir. Engellilerin hiç biri isteyerek engelli olmamıştır. Toplumun bilgisizliği, yetersizliği, aldırmazlığı gibi çeşitli nedenlerden ötürü engelli olmuşlardır. Nedeni toplum olduğuna göre çözümü de toplumdan gelmelidir. Artık bedensel ve/veya zihinsel engelin yada öğrenme bozukluğunun derecesine bakılmaksızın, her bireyin belirli bir potansiyeli olduğu kabul edilmektedir. Ve seni ihmal ettiğimiz için BİZ ÖZÜR DİLİYORUZ. Bir eğitimci olarak ayrıca sahsım adına özür diliyorum. Sen bizim özürümüzü bile aştınMücadelene ve eline sağlık Yücel DOĞANŞAHİN

  2. SÖZ dedi ki:

    Anısından dolayı Sayın Yücel Doğanşahin\’e, yorumundan dolayı Sayın Nuray Ergün\’e teşekkür ediyorum. Okulların açılacağı hafta Yücel Doğanşahin\’in "okula alınmayış anısını" bu anısıyla birlikte kısa bir giriş ile yayınlayacağım.İnsanların eğitim-öğretim hakkı vardır. Kadın-erkek, engelli-engelsiz ve daha başka ikilemlerle insanların eğitim hakkı engellenmemelidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s