GÜÇLÜ, GEM TUTMAYAN, ÖZGÜR…

 Süleyman ÖZEROL/Araştırmacı-Gazeteci

Güçlü, gem tutmayan, özgür… Elbette ki bu bir kişilik yansımasının ifadesi… Bunları taşımak da önemli… Bunlara bağlantılı olarak bir sanatçıdan, Nazlı Nur Yılmaz’dan söz edeceğim.

Nazlı Nur YILMAZ 

Nazlı Nur ile hemşerim Muzaffer Özdemir’in Kızılay’da bir dinletisinde tanışmıştık. Şiirle uğraşan biri olarak görmüştüm kendisini. Çünkü o kalabalıkta kulağıma “Benim Köyüm” diye birde şiir okumuştu ve başka çalışmalarından da söz etmişti. Atölyesi olduğunu, resimle de uğraştığını söylemişti elbette. İnternet ortamında yaptığı bazı resimleri görme olanağım da oldu. Sergi duyurularını okuduğumda da katılmayı düşündüm ve 4 Mayıs günü Kültür Bakanlığında iken telefonla arayıp sergisine davet edince bulunmam gerektiğini düşündüm. Çünkü tam da sergiye gitmeye karar verdiğim bir sırada aramıştı.
Adana doğumlu. On iki yaşına kadar Adana’da yaşamış ve İlkokulu da orada okumuş. Daha sonra babasının görevi nedeniyle Adıyaman başta olmak üzere birçok ilde bulunmuş. 2000 yılından buyana da Ankara’da yaşıyor. Resim konusunu sorduğumda altı yıl önce “Ben resim yapabilirim” diyerek başladığını, yaptığı ilk resmin doğa resmi olduğunu söylüyor. Kendi çabasıyla öğrendiği resim yapmayı uğraşı haline getirir. Özellikle deniz görüntüleri, orman, at görünümü, dekolte bayan resimleri yapar sipariş üzerine. At görünümlerini yeğlemesini kendisi ile özdeşleştiriyor.

“Genç ve hırçın atlar, biraz da beni yansıtıyor. Güçlü, gem tutmayan, özgür…

Kendime inanıyorum…
Her resmi çizerken özlemi düşünüyorum ve öyküsüyle birlikte çiziyorum. Yazılarımda da resim tablosu vardır.
En iyi resim sanatı güzel şeyler görmektir.
Dağa bakarak deniz, denize bakarak dağ manzarası yaparım. Bu da özlemin ifadesidir.
Resim yapmak bir özlemdir.
Resim insanların özleminin yaşatılmasıdır.”

Son üç aydan beri Elifim Resim Atölyesinde çalışıyor.

Bu katıldığı ilk ortak sergi, sergideki ressamların da hepsi kendisi gibi kadın…
Şiiri hep ön planda tuttuğunu dile getirir sık sık…
Kendisi de 12 yaşında şiir yazmaya başlamış. Bir gazetede yayınlanmış.
Şiirin anlık ve her yerde gelebileceğini belirtiyor.
“Mavi Ardıçlıda Beşinci Mevsim” adlı romanını 2002 yılında yayınlamış (Ankara Ayrıntı yayınları)
Yazıları ve şiirleri Ekin Sanat, Eylülce, Sakız Ağacı Aşkın A Hali gibi dergilerde yayınlanmış.
Şiirlerini kitap haline getirmeyi düşünüyor. Hatta dedesinin şiirlerini de…

Şimdilik yaşamöyküsü ve sanatı üzerine bir şeyler yazmakla yetinelim. Nazlı Nur Yılmaz’ı aslında “şairlik” yönüyle değerlendirmek gerekiyor. Başka bir yazıya diyelim şimdilik…

5 Mayıs 2010, Ankara
FOTOĞRAFLAR: https://skydrive.live.com/?cid=b0b3016e4a496add
Reklamlar

About incedusunceler

SÜLEYMAN ÖZEROL Emekli Öğretmen-Gazeteci 1 Kasım 1953 tarihinde Malatya Hekimhan Ballıkaya (Mezirme) köyünde doğdu. Babası Hasan, annesi Zehra’dır. İlkokulu kendi köyünde okudu. Akçadağ İlköğretmen Okulunu 1972 yılında bitirdi, Urfa ve Malatya’da çeşitli okullarda görev yaptı, 1998’de emekli oldu, aynı yılın Haziran ayında Malatya Yorum Gazetesi yazı işleri müdürlüğünü yürütmeye ve anı, öykü, makale türü haftalık yazılar yazmaya başladı. İlkokul yıllarına dayanan şiir ile ilgisi öğretmen okulunda ve mesleğinin ilk yıllarında yoğunlaşmıştır. Resim yapar, bağlama çalar ve türkü söyler. Malatya’daki bazı radyo ve televizyonlarda programlara katıldı, programlar yaptı. Halk kültürü ve edebiyatı alanında yoğunlaşan uğraşılarını derleme, araştırma ve incelemelerle zenginleştirmeyi sürdürürken panel, konferans ve benzeri etkinliklere katılmaktadır. 1988 yılından itibaren de binlerce sayfayı bulan halk kültürü ile ilgili çalışmaları, makaleleri, ölçülü ve serbest şiirlerinden bazıları çeşitli gazete ve dergilerde, kitaplarda ve Internet sitelerinde yayınlanmaktadır. Çalışmaları kültürel derleme-araştırma ve incelemeleri Arguvan-Hekimhan yöreleri ağırlıklıdır. Malatya kültürüne ve toplumsal yaşamına katkılarından dolayı Malatya Gazeteciler Derneği (MAGDER) tarafından ödüllendirilen 14 kişiden biridir. (14 Mart 2004). Folklor Araştırmaları Kurumu tarafın-dan 2005 yılında Türk Folkloruna Hizmet Ödülü’ne layık görülmüştür (24 Aralık 2005-Ankara). Tamam Hanım ile evli olup Ozan (1975) Gül (1977) ve Yazar (1983) adlarında biri kız üç çocuk babasıdır. Derleme, araştırma, program çalışmalarını, Malatya Yorum gazetesi ve Arguvan Yolu dergisi yazı işleri müdürlüğünü sürdürmekte, 2001 yılından buyana kışları Ankara’da, yazları Malatya’da (Ballıkaya) oturmaktadır. Hakkında, Sultan Kılıç tarafından “Tek Kişilik Ordu” adlı ince-leme yazısı Arguvan Yolu dergisinde; Alpaslan Karabağ tarafından ozanlık geleneği ile ilgili yapılan çalışma "Sazın ve Sözün Sultanla-rı/Yaşayan Halk Şairleri-X" (Fatma Ahsen Turan-Ayşe Oğuzhan Börekçi) adlı kitapta yer aldı. Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi, Geçmişten Günümüze Malatyalı Şairler, Hekimhan Şairleri gibi çeşitli kaynaklarda yaşamöyküsü ve çalışmalarından söz edilmiştir. Yayınlanmış Kitapları 1. Televizyonu Nasıl Buldum: Anı-Öykü, Malatya 1999 2. Arguvan Türküleri-Halkbilimsel Bir Araştırma Denemesi: Hüseyin Şahin ile birlikte-Derleme-İnceleme, İstanbul 2004 3. Dirençli Eğitimci Örgütçü Araştırmacı Hasan Nedim Şahhüseyinoğlu: H. Nedim Şahhüseyinoğlu’nun Yaşamöyküsü, Ankara 2009 4. Babamın Şiirleri: Hasan Özerol’un Şiirleri, Malatya 2009 5. Vayloğ Dede/Yaşamı ve Hakkındaki Anlatımlardan Bazıları: Ankara 2012 6. Hekimhanlı Ozan Kul Emici/Yaşamı Sanatı Şiirleri: Malatya 2013 7. Bir Deli Rüzgâr/Şemsi Belli İle İlgili Yazılar: Ankara 2015 8. Ah İle Âmânı Dağlara Saldık: Şiirler, Ankara 2015 9. Ters Site/Kalbi Sağda Atanlar: Sage Yayınları, Ankara 2016 10. Zülfukar Sezen/Yarım Yüzyılı Aşan Sanatından: Ankara 2016 10. Ters Site/Kalbi Sağda Atanlar: Ankara 2015 11. Zülfukar Sezen/Yarım Yüzyılı Aşan Sanatından: Ankara 2016 12. Babamın Askerlik Günlükleri: Ankara 2016 13. Gelmedin Leylim: Ankara 2017 14. Başkavak Köyü Derlemeleri-Araştırmaları Kitap Bütünlüğündeki Çalışmalarından Bazıları Bir Gün Uyandığında (Şiir), Yenilenen Köy Ballıkaya (Köy İnce-lemesi), Anıya Benzer (Anı-Deneme Notları), Âşık Yoksuli (Yaşamı-Sanatı), Merhaba Gülü (Metin Özer İle İlgili Yazılar), Ballıkaya Köyü ve Çevresinden Âşıklar-Şairler (Derleme), Hekimhan Müzik Kültürü, (İnceleme), Kömürhan Köprüsü Nereye Bakar? (Kültürel Yazılar), Radyo Fon Programlarım, Halk Ozanları Kültür Derneği Tarihçe Çalışması, Başkavak Köyü Derlemeleri, Gürgür Dede, Ballıkayalı Öğretmenler, Babamın Yazdıkları (Haan Özerol’un Anıları)…
Bu yazı KÜLTÜR-SANAT-YAZIN HABERLERİ içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to

  1. Nazlı Nur dedi ki:

    ADININ İLK HECESİ

    Ve kent yalnızğına kurban veririm çocukluğumu, bir otobus garinda bırakırım düşlerimi, adım atarım ölüm veya ölümden öte yanlızlığ, kimse caldıklarını vermez geri ve ben kosarım gitgide kendime ve kendimden öteye… Alır başını gider hoyrat sevdalarım. Ben… Kalırım ortada bir başıma yalnız hüzünleriyle bir kukla..
    Bütün kelimelerin sustuğu bir anda adının ilk hecesi girdi odamdan içeriye. Suskunluklar, okşarcasına sinmişti is kokan duvarlarıma. Ilık bir eylül esintisi pencereme kondu şimdi. Bu zillet gecede satırlarıma işlenmek için; Dağınık bir ömür ve bir sevda bekliyor kalemimin ucunda..
    Yar’i beklemeye gücü yoksa insanın ,en çok yağmuru bekliyor. Oysa ben ne zaman sevdalansam bu kentte Bulutlar hep transit geçiyor. Bulutlar geçip giderken, ilk görünen yıldızdan düşer mi bir damla yağmur ya da geçmişimde saklı sağanaklar ilişir mi bekleyişlerime?
    Kentim; yine acıtan bir iklimde, acınılası imgelerle, yüreğimin iniltilerine uçurumlar döşüyor.. Anne,çocuk ve ölüm… Satırlarımın değişmeyen motifleri. İçindeki zehri boşaltmak için bir anne. Bir çocuk, acıyı tatmamış yanı sevdanın. Ve ölüm, gömmek için acıyı.. Sustum; Sevgilinin hayali dumanlar gibi dağılıyor gözlerimin önünde. Konuştum; Sesimi duyabilecek bir sevda henüz doğmamıştı. Elimi uzattım; Nafile! tutunabileceğim sevgili yoktu… Gözlerim, dokunmayı bilmediği sevdanın, yanaklarla sevişen yaşlarının gece nöbetinde şimdi. Her nöbetin bitimi bütün uykuların başlangıcıdır ve her uyku uyanışla biter… Uyanmak, tüm kainat tek bir ağızdan tek bir kulağa, sevdanın olmayışını fısıldadığı halde uyanmak. Mutlak sonu bilsemde yine de uyuyacağım; Ama anne n’olur beni uyandırma.. N’olur bir kerecik uyandırmadan al ruhumu ölüm meleği…
    Önce bir intihar sonra da bir ağıt yakan kiralamalıyım. Afedersiniz! sizde az kullanılmış bir intihar bulunur mu?Peki ya Küçük bir ecel… Hani şu çalı çırpı toplayıp,ortasında kanat çırpıp, oluşturduğu ateşin içinde kendi ağıtlarıyla kendi yaşamına son veren ecel kuşu… Bulunmaz değil mi?Olsun.. .Hem zaten ne zaman ölmek istesem, ölümden ürken çocuk yanım; Ama sen hiç sevdaya dokunmadınki der. Aldırma satırlarımı süsleyen intihar sevdasına, henüz vaadedilmiş hicrete hazır değilim ölüm meleği.
    Ve Hayat!Ne kadar zorlasamda yüreğimi senle barışık olmaya, içinde barındırdıkların, bir mezarda ebedi inzivaya zorlar bedenimi. Biliyorum hep çelişmekteyim kendimle; Ama Hayat! Ne yapabilirim ki; Kime savdalansam, marifetmiş gibi acı biriktirir ömrüme. İşte bundadır ömrümün ölüme hasreti.. Senden istediğim bir yol değil sadece bir durak.. Durakta bekleyen ölüm mü olmalı yoksa sevda mı? Ey Hayat! benimle oynama; Durakta bekleyen sevda da olsa, bilirsin bende bütün vuslatlar ölüme çıkar..
    Yorgunum… En çokta Senden durgunum. Genç bir bedende gizlenmiş asırlık bir yalnızım. Hüzne bulanmış bir sevdanın, en kara sokağında duran bir deliyim.. Vaveyla!! Evet,ben bir deliyim; Çığlığım sadece kendi içimi yakar..
    Gece bitmeli… Bir yudum güneş.. Sevgili! saçlarının karasıyla küstürme güneşi aydınlığıma. Karartılmışlığıma bir mum yak ya da çek saçlarını güneşimden. Aydınlığa tezat olsa da pörsümüşlüğüm yine de en çok karadan korkarım. Renkli bir hüzün istesede çocuk yanım, sevgilinin en güzel taşıdığı renktir kara.. Ve Beyaz; Acıyla kirletilmeye müsait bir kağıttır sadece..
    Düşlerim, düşüşlerim oldu bu gece. Sabahı müjdeleyen ilahi çağrı.. Uyumalıyım, belki ölüm meleği uykumda ruhuma konar. Bitmeliyim. Önce gözlerinde ölmeliyim sonra telif hakkı sana, telef hakkı herkese ait bu sayfaya gömülmeliyim.. Bütün kelimelerin bittiği bir anda adının son hecesi kanatlandı odamdan.. Ölmeliyim sevgili…
    Kan kokusu üzerimde, içerim zindan kadar yalnız, duvar kadar sessiz uçurtmalarımı vurmayın abiler Daha Hiç gökyüzü görmediler ki onlar Diz yaralarım hala duruyor bakin. Daha cok taze. Bir çocuk içimde çığlık çığlığa koşuyor gençliğine ve ölümüne ömrünün belki en uzun, belkide en kısa yolunu Bir çoçuk var içimde güneşe özlem duyan tan kızılı gözleriyle. Bir masal var sesimi kesen ölümler besliyorum Ölümlerle besleniyorum,kendim, kentim çocuklugum gencliğimve bedenler cehennemde yanan bir kullarınki kadar tanınmaz halde. Ruhum dar sesim kısık yeter artık al beni bedenimi zorlayan amansızlık……

    Nazlı Nur YILMAZ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s